Seyir Defteri

Rumların Aşil Topuğu

11-02-2020

       Kıbrıs adasında garip gelişmeler oluyor. Doğu Akdeniz’de aktif bir tavır içine girdiğimiz bugünlerde, KKTC içinden farklı ve aykırı sesler yükseliyor. KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, bir İngiliz gazetesine verdiği beyanatta; Türkiye’nin KKTC’ye yönelik olarak, ‘‘Kırım tarzı ilhak ihtimali’’ ile ilgili bir soruyu ‘‘korkunç’’ diye yanıtlamış ve bu olasılığı Türkiye’nin kendi çıkarlarına da aykırı olacağı şeklinde değerlendirmiştir. Akıncı, ‘‘İkinci bir Tayfur Sökmen olmayacağım’’ diyerek de 1939'da Fransız mandasına bağlı Hatay Devleti'nin Türkiye'ye bağlanmasının kabul edildiği dönemdeki devlet başkanına, güya, eleştiri getirmiştir. Nereden baksanız sorunlu bir açıklama. Bu beyanatlarından sonra, kendisine birçok eleştiri getirildi.

       Sayın Akıncı’nın şahsından ziyade, verdiği cevapların; soru soranlara, olası ne fayda sağladığı konusunun analiz edilmesinin daha yararlı olabileceğini düşünüyorum.

       Kırım tarzı ilhak ihtimali ne demek? İngiliz’in sorusu tabi ki kasıtlı. Gündemimizde böyle bir ilhak tartışması var mı? Yok. O takdirde, bu soru neden soruldu? Diğer yandan Akıncı, bu soruya verdiği cevapta tamamlayıcı bir örnek olması açısından Hatay’ı neden gündeme getirmiş olabilir? Sonrasında gelen tepkiler karşısında ise, Kıbrıs Türk’tür, Türk kalacaktır siyasetinin artık geride kaldığını ve gerçekle ilişkisinin olmadığını beyan etmiştir. Peki, günümüzde bunu söyleyen var mı? O da yok.

       Kamuoyunun bir kısmında, Akıncı’nın bu garip çıkışının nedeni; Nisan 2020’de yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimleri olarak gösteriliyor. Ancak bu, seçimler için biraz fazla riskli bir seçenek. Politik söylemlerini kontrol edemezse, kaybedebileceği bir kumara da dönebilir. Çünkü Kasım 2019-Ocak 2020 arası dönemde, KKTC’deki kamuoyu seçim yoklamalarında Mustafa Akıncı’ya olan teveccühün yüzde 28,2’den yüzde 17,6’ya gerilediği görülmektedir. Son durum itibarıyla, seçime 2 ay kala rakiplerine göre 3.üncü sırada yer almaktadır. Anketlerde yüzde 21,7 ile 2.inci sırada bulunan Tufan Erhürman ile, olur ya, bir koalisyon düşünülse bile bu söylemler oldukça riskli. KKTC Başbakanı Ersin Tatar ise yüzde 31,4 ile ilk sırada yer alıyor ve geride kalan daha ufak oyları da alabilir. Netice itibarıyla Akıncı, seçimi kazansa bile, gerçek dünyaya döndüğünde, Türkiye’ye karşı bu çıkışlarını vites yükselterek devam ettirebilecek mi? Bu çıkışının nedeni ne olabilir?

       Elbette, sayılabilecek birçok ihtimal mevzubahis. Ancak bu yazımda, açık kaynaklarda dikkatimi çeken bazı bilgilerden hareketle; sebep olabilecek nedenler arasından farklı bir konuyu ele almak istiyorum.

       Rum kamuoyunun bir kısmında ortaya çıkan bazı talep ve düşüncelerin, dikkat çekici bir mahiyet almaya başladığı görülmektedir. Bu tezim çok iddialı ve çok erken sayılabilir. Ancak yıllarca Türk düşmanlığıyla afyonlanmış Rum kamuoyunda, kendine gelme emareleri görülmeye başlandı denilebilecek ufak da olsa sinyaller geliyor. Çünkü, kendi politikalarını daha açık sorgulamaya başladılar.  

       Bu kapsamda, kamuoyunda kendini göstermeye başlayan bu farklı yaklaşımların önünün kesilmesi, acaba karşı taraftaki ilgi duydukları bir siyasetçi üzerinden yapılabilir mi?

       GKRY’deki sorunlar ağırlaşmaya başladı. Kişi başı milli gelirin her ne kadar 25 bin dolar seviyesinde olduğu belirtilse de Rum nüfusu, dar bir alanda 1 milyona dayandı. Bununla birlikte Rum medyasının bir kısmında, alışık olmadığımız yorumlar çıkmaya başladı.  

       Örneğin, geçen yıl ekim ayında yayımlanan bir Rum dergisindeki röportajda, Rum Deniz Ticaret Odasının direktörü; Türkiye tarafından GKRY bandralı gemilere uygulanan ambargonun büyük zararlar verdiğini ve bunun kendileri açısından bir Aşil topuğu haline geldiğini belirtmiştir. Bu meselenin Rum hükümetiyle görüşülmesine rağmen halen hiçbir sonuç alınamadığını ifade etmiştir.

       Diğer bir örnek ise, bu yılın ocak ayında yayımlanan bir makalede geçen ifadelerdir. Coğrafyanın bir kader olduğundan bahisle, 1974’ten bu yana iş birliği dışında tüm seçeneklerin denendiği ve standart hale gelen Türkiye’nin bir çözüm aramadığı tezinin artık çok statik kaldığı ifade edilmektedir. Mustafa Akıncı’nın vizyon sahibi bir Türk lider olmasına rağmen, Rum tarafınca her şeyin reddedildiği belirtilmektedir. Olumsuz bir durum karşısında, 10 yıldır Afrodit gaz sahasının sınırlarıyla ilgili bir mutabakatı bile reddeden İsrail’in, kendilerine yardımcı olup olmayacağı kinayeli bir şekilde sorgulanmaktadır. Asla inşa edilmeyecek bir boru hattı üzerinden Türkiye’ye, Libya’yı da kapsayacak şekilde jeopolitik fırsatlar tanındığı ifade edilmektedir. Hayali bir boru hattı için oluşturulan diplomatik bir saçmalığın, hızla kontrol edilemeyen bir krize dönüştüğü vurgulanmaktadır. Üstelik bütün bu risklerin, henüz yeterli miktarda gaz bulunamayan, piyasada alıcısı ve rekabet şansı olmayan böyle bir boru hattı için alındığı ifade edilmektedir.

       Bu yorumlar gerçekten çok enteresan. Bu ifadeler belki size halen fantezi gelebilir ancak, oynanan oyuna; bu yorumlar ve sayın Akıncı’ya sorulan soru üzerinden farklı bir modelle yaklaşmayı deneyelim.

       Rum kamuoyunda değişik talep ve saiklerle, Türk tarafıyla uzlaşılabileceğinin ipucunu veren ifadeler yer almaya başlıyor. İngiliz’in Akıncı’ya sorduğu Kırım tarzı ilhak ihtimali, karşı akıllara Türkiye’nin yeniden sözde uzlaşmasız tavrını getirmeyi amaçlayarak; filizlenen uzlaşma taleplerinin önüne geçilmesi hedefleniyor. Rum kamuoyunda kısmen bir popülaritesi olan Akıncı, bu soruyla bilerek ya da tuzaklanarak, verdiği ‘‘korkunç’’ cevabıyla istenen fayda sağlanmış oluyor. Akıncı’nın cevaplarıyla aslında Rum toplumuna bir yansıtma yapılmış gibi görünüyor. Kendilerine yakın gördükleri Akıncı’nın verdiği cevaplar, bu karşı yansıtmaya oldukça uygun düşüyor. Önemli olan ümidin bastırılması ve korku modelinin devam ettirilmesi. Örneğini verdiğim Rum makalesinde, standart hale gelen Türkiye’nin bir çözüm aramadığı tezinin artık çok statik kaldığı ifade edilirken; sayın Akıncı Türkiye’den gelen tepkileri, Kıbrıs Türk’tür, Türk kalacaktır siyasetinin geride kaldığını ve gerçekle ilişkisinin olmadığını söyleyerek göğüslüyor.

       Bir anlamda, Rum tarafında uyuşturucunun etkisi geçmeye başlarken; İngiliz’in sorularıyla ilave yeni bir tertip doz verilmiş gibi bir resim ortaya çıktığı görülüyor.

       Diğer yandan Akıncı tarafından, KKTC’nin sonunun Hatay’a benzemeyeceğinin belirtilmesi ise belki İngiliz’in bile aklına gelmeyecek tarzda verilmiş bir cevap oluyor. Bu, Batı’nın arzu ettiği şekliyle; eğer başarabilirlerse, şimdilerde terör koridoru olarak isimlendirdiğimiz şeridin bir ucunun Kıbrıs adasıyla buluşması istenen bir şey. Malum koridora Antakya coğrafyasının ket vurması işi uzatsa da Akıncı, Kıbrıs’ta böyle bir şeyin olmayacağını bir anlamda ifade ediyor. Böylelikle, Rum denizciliğinin Aşil topuğuna merhem olabilecek bir çözüm de kendiliğinden ortaya çıkmış oluyor. Üstelik bu beyanat, İdlib’de siyasi ve askeri yönden sıkıştığımız günlerde yapılıyor.

       Netice itibarıyla, Akıncı’nın söylediklerine bu şekilde yaklaştığımızda; bir kısım güçlerin, işi şansa bırakmadıklarını açıkça görebiliyoruz. Kıbrıs’ta tarafları etkin bir şekilde kontrol altında tutmak istiyorlar. Gücümüzü ekonomik, etkin ancak çok dikkatli bir şekilde kullanmamız gereken günlerden geçiyoruz.

 

 

Kaynaklar:

‘‘Mustafa Akıncı: Türkiye'ye bağlanma ihtimali korkunç’’, Yeniçağ Gazetesi, 07 Şubat 2020,

https://www.yenicaggazetesi.com.tr/mustafa-akinci-turkiyeye-baglanma-ihtimali-korkunc-267242h.htm  (09 Şubat 2020)

‘‘Mustafa Akıncı'nın sözlerine siyaset dünyasından sert tepki’’, Hürriyet Gazetesi, 08 Şubat 2020, https://www.hurriyet.com.tr/gundem/ak-partiden-mustafa-akincinin-sozlerine-sert-tepki-41443147  (09 Şubat 2020)

‘‘Akıncı’dan gerilimi tırmandıracak açıklama: ‘Kıbrıs Türk’tür Türk kalacaktır’ siyaseti geçmişte kaldı’’, Sözcü Gazetesi, 09 Şubat 2020, https://www.sozcu.com.tr/2020/gundem/akincidan-gerilimi-tirmandiracak-aciklama-kibris-turktur-turk-kalacaktir-siyaseti-gecmiste-kaldi-5615079/amp/ (09 Şubat 2020)

‘‘Kıbrıs Postası’nın Cumhurbaşkanlığı Seçim Anketi’ne büyük ilgi’’, Kıbrıs Postası, 21 Ocak 2020, https://www.kibrispostasi.com/c35-KIBRIS_HABERLERI/n309384-kibris-postasinin-cumhurbaskanligi-secim-anketine-buyuk-ilgi (09 Şubat 2020)

‘‘Gezici, Cumhurbaşkanlığı seçimleri anket sonuçlarını açıkladı!’’, Kıbrıs Time, 06 Kasım 2019, https://www.kibristime.com/kibris/gezici-cumhurbaskanligi-secimleri-anket-sonuclarini-acikladi-h97093.html (09 Şubat 2020)

New Electronic Publication: Demographic Statistics 2018, https://www.mof.gov.cy/mof/cystat/statistics.nsf/All/0F27BA4B99ABE197C22584BA003C9DED?OpenDocument&sub=1&sel=1&e=&print (09 Şubat 2020)

Koulis, Evangelos, ‘‘One voice built on trust’’, Cyprus Mail, sayfa 19, 06 Ekim 2019,

https://issuu.com/cyprusmailnewspaper/docs/magazine_shipping_final  (09 Şubat 2020)

Droushiotis, Makarios, ‘‘Cyprus heading for shipwreck in EEZ gas battle’’, Cyprus Mail, 26 Ocak 2020, https://cyprus-mail.com/2020/01/26/cyprus-heading-for-shipwreck-in-eez-gas-battle/ (09 Şubat 2020)


Bu makale http://www.ngazete.com/rumlarin-asil-topugu-1314yy.htm adresinde yayınlanmıştır.