Seyir Defteri

Bir NAVTEX’in Düşündürdükleri

31-07-2020

       Kurban Bayramının bu ilk gününde hepinizin bayramını kutluyor, sevdiklerinizle ve ailenizle mutlu, sağlıklı ve huzur dolu bir bayram geçirmenizi diliyorum. Şimdi, arzu ederseniz, biraz sıcak denizlere inelim.

       Geçtiğimiz günlerde Oruç Reis gemimizin, Meis Adasının güneyine tekabül eden bölgede sismik araştırma yapacağına dair seyir ilan ve ikazlarının konu edildiği bir NAVTEX yayınlanmıştı. Bu durum Türkiye ile Yunanistan arasında bir krize neden olmuştu. Açık kaynaklara göre, Almanya’nın araya girmesiyle Oruç Reis gemisinin bölgeye gönderilmediği ve Antalya’da bekletildiği ifade edildi. Bunun hemen peşi sıra, ülkemiz tarafından ikinci bir NAVTEX yayımlanarak; bu defa, Barbaros Hayrettin Paşa gemisinin sismik araştırma yapmak üzere Kıbrıs Adasının güneyine gönderileceği belirtildi.

       Hal böyleyken, Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın yaptığı açıklamada: ‘‘…Biz önkoşulsuz bir şekilde Yunanistan'la bütün bu konuları; Ege, kıta sahanlığı, adalar, hava sahası, arama tarama çalışmaları ve Doğu Akdeniz diğer bütün ikili konuları konuşmaya hazırız…’’ dedi. Dendias’ın dahil olduğu kabinenin sözcüsü Stelyo Petsas ise; ‘‘…İtalya ile yaptığımız gibi deniz yetki alanlarının belirlenmesini Türkiye ile de konuşmak istiyoruz...’’ şeklinde beyanat verdi. Bu satırlar yazılırken de eminim birçok gelişmeler yaşanıyordur.

       Bu kadar kriz, gerginlik ve açıklamalar sonrasında gelinen bu durum, elbette kafaları karıştırıyor. Peki, neler oluyor? Buna biraz farklı bir açıdan yaklaşmaya çalışacağım.

       Tek kutupluluk biterken Amerika ve kıta Avrupa’nın jeopolitik yönden ayrışacağı yönünde bir kısım tahminlerde bulunuluyor. Gelişen olaylara ve açıklamalara baktığınızda, güçler arasındaki bu ayrışmanın emarelerini görebiliriz. Elbette, daha fazla veriye ihtiyaç var. Kısıtlı açık kaynaklarla, şimdilik, sadece tahminlerde bulunulabilir. Ancak, Doğu Akdeniz’deki gelişmeler kapsamında; bu ayrışma modeli ya da ikilemler üzerinde biraz durmak gerekir diye düşünüyorum.

       ABD, öncelikle ticari anlamda AB’den şikayetçi bir tavır içinde. İki kesim arasında sorunlar var. ABD, kendisine konulan engeller nedeniyle son 12 yıldır kendi aleyhinde bir ticaret açığının oluştuğunu iddia ediyor. Diğer yandan ABD ve AB arasındaki gümrük kısıtlamaları, bizi de çelik ihracatımız açısından vurmaya başladı. Bu işin bir tarafı.  ABD, Türk Akım projesi ile özellikle Rusya ve Almanya arasındaki Kuzey Akım 2 doğal gaz boru hatları projesine şiddetle karşı çıkıyor. Bu konuda Avrupa içinde de ayrışmalar var. Öte yandan, ABD’nin Rusya, İran ve Çin’le ilgili niyetleri bazı AB ülkelerinde eleştiri konusu ediliyor. Fransa’nın siyasi ve askeri kapsamda başına buyruk hareketleri ve AB sonrası İngiltere’nin toparlanma süresinin ne olacağı belli olmamakla birlikte bürokrasisinde yaptığı ilginç düzenlemeler; sürprizlere açık bir dönemin başlangıcında olduğumuzu gösteriyor. NATO’da da görüş ayrılıkları söz konusu. Libya ve Orta Doğu baş ağrıtıyor. Sorunlar bu kadar mı? Elbette değil. Daha pek çok misalden bahsedilebilir ve bir öngörüde bulunmak oldukça zor.

       Diğer yandan, korona salgını her iki tarafı da sarstı. AB başlı başına mali sorunlar içerisinde. AB Komisyonu Başkanı Ursula Von Der Leyen sürekli ikazlarda bulunuyor. ABD tarafında ise yoksulluk sınırında yaşayanların sayısının, 30 milyon civarında olduğu söyleniyor. Başkan Trump’ın mensubu olduğu Cumhuriyetçi Parti içerisinden silahlanma politikalarına eleştiriler yükselmeye başladı. Bu, her yerden asker çekmeye niyetli Trump’ın işine geliyor. Bu bir seçim taktiği de olabilir. Ancak Temsilciler Meclisi Silahlı Kuvvetler Komitesi Başkanı Adam Smith, harp gemilerinin aç çocukları beslemediğini belirten bir açıklamada bulundu. Oysa kendi savunma sitelerine bakarsanız; askeri silah sistemleri ve platformlarda birçok ihtiraslı fütürist yaklaşımları görebilirsiniz.

       Aslında, kimsenin kimseyi görecek hali yok. Bu yılın kasım ayında yapılacak Amerikan seçimleri çok önemli. Her iki kıtanın da alınacak riskli kararları, bu seçim sonrası için ertelemiş olabilecekleri düşünülebilir.

       Bütün bu olgular köklü bir ayrışmayı getirebilir mi? Bir ayrışmadan ziyade, yeni bir dünya ve tabiatıyla bölgesel yeni bir düzen ve şekillenmelerin olabileceğini varsayabiliriz. Örneğin ABD’nin, Avrupa’da bazı ülkelerle birebir ilişkilere daha fazla ağırlık verdiği görülüyor. Bunlardan biri de Yunanistan. Bu, Yunanistan’ın işine geliyor. AB’den alamayacağını düşündüğü birçok yardımı ABD’den bekliyor. ABD ise Rusya’yı çevrelemek üzere Baltık’tan Afganistan’a kadar çizdiği yayın derdinde.

       Bu kapsamda iki kıta arasında yaşanabilecek büyük bir ayrışma, büyük kayıplar getirebilir. Bu düzeni bir kumarhane olarak varsaydığımızda, kumarhanelerin hiç kaybetmedikleri prensibini de düşünmemiz gerekir. Oyun masalarının yeri ve düzeni değişmekle birlikte, sadece yeni oyunlardan alınacak paylarda bir değişme beklenebilir. Bu kadar kumarbaz arasında ise; bizim, konumumuz gereği hiç kaybetmememiz gerekiyor. Bu nasıl olacak?

       Irak, Suriye, Doğu Akdeniz ve Libya’da askeri güç bulunduruyoruz. Ekonomimizdeki olumsuz gelişmeler ve kaynak ihtiyacı, uzun süreli bir siyasi ve askeri mücadeleyi götürmemizin önündeki en büyük engel olarak gözüküyor. Bahsi geçen her bir alanda farklı aktörlerin desteği olabileceği gibi çıkarabilecekleri engellerin de ihtimal dahilinde olduğunu dikkate almamız gerekiyor. Örneğin ABD, bölgesel çıkarları nedeniyle; bazen bizimle, bazen tam karşımızda. AB’nin ise kendi çelişkilerine rağmen, Almanya üzerinden bizi zorlamaya çalıştığı görülüyor. Fakat bütün bu olan bitene rağmen; Doğu Akdeniz’de şimdiye kadar dengeli ve kararlı bir yaklaşım sergilediğimizi söyleyebilirim.  

       Netice itibarıyla, kıtalar arasındaki ilişki ve dengeler ile yaşadıkları sorunların sağlıklı bir şekilde takibi gerekiyor. Yunanistan’la olan ilişkilerimizi de bu anlamda düşünmemiz gerekir. Durum kısmen lehimizdeyken, Meis Adasının güneyinde ilan ettiğimiz NAVTEX bildiriminden hemen sonra, belirtilen sahada olmalıydık. Kasım ayı ABD seçimleri öncesi bu duruşumuzu göstermeliydik. Çünkü, Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’deki varlığımıza karşı gösterdiği şuursuz çırpınışlarının süresini uzatarak onu siyasi, ekonomik ve askeri kapsamda daha fazla yıpratmak bizim elimizdeydi. Onun yıpranmasının ABD ve AB nezdinde yaratacağı etkileri ve sonuçları, daha net görebilme şansımız ve zamanımız olacaktı.

       Ayrıca bu seyir ilanından, şimdilik, vazgeçişimizin caydırıcılık ve prestij açısından da uygun olmadığını düşünüyorum. Farklı bir yer için yapılan ikinci ilan da durumu maalesef düzeltmiyor.

       Üstelik Yunanistan, yukarıdaki kumarhane örneği dahilinde, hangi masada olursa olsun müflis ve kaybetmeye mahkûm bir oyuncu. İki kıta arasındaki ikilemler; masa altından birilerinin, şimdilik, ona hile yapmasını sağlayacak ilave kartlar vermesine de engel bir durum yaratıyordu. Onu sürekli oyaladıkları gibi, o da bunun farkındaydı. Ancak şimdiki durumda, önkoşulsuz bir şekilde konuşmaya hazırız diyoruz ve diğer yandan Meis’in güneyi için çok gereksiz bir koz verildiği görüntüsünü oluşturuyoruz. Doğu Akdeniz’de hiç ilgisi yokken, onu lüzumsuz bir şekilde konuya dahil ederek, kendi sahamızı tartışmalı bir duruma sokuyoruz.

       Yunan hükümetine yakın çevrelerde ise, görüşmeler için daha şimdiden muhalefet ve kamuoyu desteği aranmaya başlandı. Elbette savaş istemiyoruz. Diyalog kurarak ve dostça sorunlarımızı çözelim. Bunu hepimiz istiyoruz. NAVTEX sonrası bu durum, tezlerimizden de feragat ettiğimizi göstermiyor. Ancak umarım ki karşımızda sadece Yunanistan olur. Çünkü, ABD ve AB’nin domine etmek isteyeceği bu olası görüşmelerin, kendi kırılmaları içinde nasıl bir sonuç vereceğini de düşünmek zorundayız.

 

Kaynaklar:

‘‘Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın'dan NAVTEX açıklaması’’, Dünya, 28 Temmuz 2020, https://www.dunya.com/gundem/cumhurbaskanligi-sozcusu-ibrahim-kalindan-navtex-aciklamasi-haberi-476424  (30 Temmuz 2020)

Durul, Tevfik, ‘‘Yunanistan Hükümet Sözcüsü: Türkiye ile deniz yetki alanlarının belirlenmesini görüşmek istiyoruz’’, Anadolu Ajansı, 30 Temmuz 2020, https://www.aa.com.tr/tr/dunya/yunanistan-hukumet-sozcusu-turkiye-ile-deniz-yetki-alanlarinin-belirlenmesini-gorusmek-istiyoruz/1927397  (30 Temmuz 2020)

https://twitter.com/VozdemirV/status/1288762752522235904  (30 Temmuz 2020)

Brzozowski, Alexandra, ‘‘Geopolitical Europe could struggle to take shape in troublesome 2020’’, Euractiv, 01 Mart 2020,  https://www.euractiv.com/section/global-europe/news/geopolitical-europe-could-struggle-to-take-shape-in-troublesome-2020/  (31 Temmuz 2020)

Zengin, Dilara, ‘‘Trump'tan ticarette Avrupa ile anlaşma sinyali’’, Anadolu Ajansı, 10 Şubat 2020, https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/trumptan-ticarette-avrupa-ile-anlasma-sinyali-/1730074  (31 Temmuz 2020)

‘‘ABD TürkAkım ve Kuzey Akım 2 projelerine yaptırımı sertleştirdi’’, Deutsche Welle, 15 Temmuz 2020, https://www.dw.com/tr/abd-türkakım-ve-kuzey-akım-2-projelerine-yaptırımı-sertleştirdi/a-54190847  (31 Temmuz 2020)

McLeary, Paul, ‘‘Ships Don’t Feed Hungry Children:’ Dems Rip GOP COVID Bill’’, Breaking Defence, 28 Temmuz 2020, https://breakingdefense.com/2020/07/ships-dont-feed-hungry-children-dems-rip-gop-covid-bill/  (31 Temmuz 2020)

Tangermann, Victor, ‘‘Chinese Navy Installs Generators to Power Rail Guns, Energy Weapons’’, Futurism, 30 Temmuz 2020, https://futurism-com.cdn.ampproject.org/c/s/futurism.com/chinese-navy-generators-rail-guns-energy-weapons/amp  (31 Temmuz 2020)

‘‘Dialogue with Turkey and the opposition’s support’’, Ekathimerini, 30 Temmuz 2020, https://www.ekathimerini.com/255248/opinion/ekathimerini/comment/dialogue-with-turkey-and-the-oppositions-support  (31 Temmuz 2020)


Bu makale http://www.ngazete.com/bir-navtexin-dusundurdukleri-1876yy.htm adresinde yayınlanmıştır.